26 Temmuz 2010 Pazartesi

Zorba

Ben ülkem için öldürdüm, köyleri yaktım, kadınlara tecavüz ettim.

Peki neden ?

Çünkü onlar Türk'tü, Bulgar'dı!

Lanet olası berbat bir salaktım.

Şimdi insanlara bakıyorum, her insana... ve şöyle diyorum : İyi - Kötü... Yunan ya da Türk bana ne! Yediğim ekmeğine üzerine yemin ederim ki; yaşlandıkça bunu da sormamaya başlayacağım. İyi veya kötü.. farkı nedir ki? Hepimiz aynı yere gideceğiz.. Solucanlara yem olacağız..
HerBokuBilenAdam tarafından paylaşılan bir yazı çok ama çok ilgimi çekti o yüzden paylaştım.İnsana birçok şeyi anlatabiliyor.Yazıya buradan ulaşabilirsiniz.
http://herbokubilenadam.blogspot.com/2010/07/zorba.html

Godsyndrome' u Bir Görün Derim

Okunası blogları bir bir gezerken karşıma çıkmış hoş bir blog kendileri.
Kendinizden birçok şey bulabilirsiniz bir bakıp incelemenizi tavsiye ediyorum.Blog adına takılıp kaldıysanız onu'da godsyndrome'da bulabilirsiniz.

22 Temmuz 2010 Perşembe

Üzgünüm

Uzun süredir paylaşım yap(a)madığım için kendi adıma ve sizlerin adına çok büyük utanç duyuyor ve herkesten özür diliyorum.Uzun süredir internetimde olan bir sorundan dolayı bloğuma giremiyor ve paylaşım yapamıyordum üstüne üstlük araya bir de tatil girince hiç paylaşım yapamadım.
Umarım kusuruma bakmazsınız artık kaldığım yerden devam edebileceğimin ve ÖSS'de 45.000 dilimlik yere girmemin sevinciyle sizleri bu mesajla bırakıyorum.

26 Haziran 2010 Cumartesi

Truman Show


Yönetmen : Peter Weir

Oyuncular : Jim Carrey, Laura Linney, Noah Emmerich, Natascha Mcelhone

Tür : Komedi/Dram

Ülke : Amerika

Dil : İngilizce

Süre : 103 Dakika





Bir Jim Carrey hayranı olarak bakalım bakalım izlemediğim bir filmi varmı diye araştırma yaparak Truman Show adlı filmini izlemediğimi farkettim ki filmin konusu hakkında hiçbir araştırma yapmadan izlemeye koyuldum.Sürekli bir heyecan ve merak içerisinde geçti film benim için ve bana bir yıldız ( bir sinema oyuncusu ) olmak konusunda epey bir düşünmeme sebep oldu bu düşüncelerimi incelememin devamında söyleyeceğim.

Truman Show, Truman isimli bir adamın doğumumundan başlamak üzere hayatının film olmasını anlatıyor, hayatının film olması derken onun için özel olarak hazırlanmış bir dünyada yaklaşık 5.000 kamerayla dünyanın en yüksek bütçeli çekimi gerçekleşiyor hem de 24 saat boyunca kesintisiz olarak yayınlanıyor.Truman hariç tüm dünya onu bir yıldız olarak görüyor fakat o bu konu hakkında hiçbir şey bilmiyor ta ki yaşadığı hayatın monotonluğundan şüphelenene kadar.
Film izlenebilir mi ? Evet kesinlikle izlenmesi gereken bir film eğer sizlerinde içerisinde herhangi bir zamanda bir yerde dünya starı olma gibi arzularınız varsa o zaman kesinlikle bu filmi izlemelisiniz.Düşünmeden edemedim benim gibi bir oyuncu adayının hayatı bu şekilde film olsaydı ve dünya sandığım bir yer stüdyo olsaydı ben nasıl bir duygu içerisinde olurdum bunu çok ama çok merak ediyorum işte filmi izlerken düşünmeden edemediğim nokta buydu.

25 Haziran 2010 Cuma

Colby O Donis

Kendisi Porto Riko kökenli bir R&B ve Pop şarkıcısıdır.Bilmiyorum ama bana göre işini iyi yapan sanatçılardan bir tanesi.Gerek mimikleri gerekse de dans hareketleriyle bir şarkıya tutkuyla bağlanmanızı sağlayabilecek türden bir sanatçıdır.
Colby'yi ilk olarak Akon'un " Beatiful " adlı parçasında görmüştüm ve hayran kalmıştım bu şarkının klibini izlemenizi öneriyorum öncelikle.Sonra kendisi hakkında yaptığım kısa bir şarkı araştırmasının ardından dinlediğim " Dont Turn Back " adlı şarkıda da aynı başarıyı tekrar ettiğini gödüm ve hayran kaldım.Özellikle şarkılarında Latin Amerika müziğinden de alıntılara yer veren bu müthiş sanatçıyı kesinlikle dinlemenizde fayda var diye düşünüyorum.
Akon dışında eşlik ettiği sanatçılardan bir tanesi ise son zamanların gözde ismi Lady Gaga.Lady Gaga ile söylediği parçanın adı ise " Just Dance ".

12 Angry Man

Yönetmen : Sidney Lumet


Oyuncular : Henry Fonda, Martin Balsam, John Fiedler, Lee J. Cobb, E.G. Marshall, Jack Klugman, Ed Binns, Jack Warden, Joseph Sweeney, Ed Begley, George Voskovec, Robert Webber


Tür : Suç, Dram

Ülke : Amerika

Süre : 96 dk





Film'i izlemeden önce siyah beyaz ve eski bir film olmasını düşünerekten ( 1957 yapımı bir film ne de olsa ) tedirgin başladım izlemeye ama süre ilerledikçe konu belirginleşmeye ve tartışmalar artmaya başladı bu da beni filmin devamında yerime sabitlemeye yetti diyebilirim.İzledikten sonra yaptığım araştırmalarda zaten kendini Sinema tarihine kabul ettirmiş bir film olduğunu ve izleyen herkes tarafından beğenildiğini öğrenmiş oldum.İyi ki de izlemişim bu filmi izlemeseydim çok şey kaçıracakmışım mesela Henry Fonda ( Juri 8 ) gibi bir oyuncuyu hiç görememiş olacakmışım.

Filmin işleyişi aynen şöyle; Bir mahkeme var ve birbirini hiç tanımamış 12 kişilik bir jüri, işte bu jüri yargılanan kişinin suçlu mu suçsuz mu olduğunu karar vermekle yükümlü.Buna karar verebilmek için herkesin aynı kararı vermesi gerekiyor.Filmimizde de babasını öldürmekle suçlanan bir gencin deliller doğrultusunda suçlu olduğu ortaya çıkmış bulunuyor fakat bu jüri'nin yaptığı büyük bir yanlış var sorgulamadan sadece deliller doğrultusunda bu gencin hayatını belirlemeye karar vermeleri.( 12 juri adayımızın hiçbirinin ismini duymuyoruz film boyunca o yüzden juri hakkında bir şeyler yazmak bir o kadar zor oluyor. ) 8 nolu Jüri'miz ( Henry Fonda ) hariç herkes gencin suçlu olduğu yönünde karar bildiriyor ve film burdan itibaren başlamış oluyor.Bir yanda bir çocuğun hiç düşünmeden suçlu olduğunu savunan 11 kişi diğer yanda ise bunun yanlış olduğunu ve bu çocuğun suçlu olsa dahi buna hemen karar vermenin yanlış olduğunu düşünen bir adam.
Kendinizi tartışmaların içerisinden bulup kah sinirlenip kah güleceksiniz işte böyle bir film 12 Angry Man.
Filmin beğendiğim yanları; bir insanı ölüme gönderirken bunu düşünebilecek ve buna hemem karar vermenin yanlış olduğunu düşünebilecek bir insanın yani 8 nolu juri'nin olması.
Filmin beğenmediğim yanları; O 11 kişinin önyargılı bir infaz yoluna gitmeleri beni çığrımdan çıkardı diyebilirim ayrıca o şapkalı adamdan nefret ettiğimi söylemeden geçemeyeceğim düşünebiliyor musunuz ya hu adam sırf bir maça yetişebilmek için oyunu değiştirebiliyor.
Benim Puanım filmin zamanını da düşünerekten 10 üzerinden 9...

24 Haziran 2010 Perşembe

Görülmesi ve Yorumlanması Gereken Bloglar 1

Bildiğimiz gibi gün geçtikçe yeni yeni bloglar su yüzüne çıkıyor ve hiç görülmemişler gibi kaybolmasını biliyorlar fakat içlerinden bazı bloglar var ki işte onlar gerçekten görülmeyi ve takip edilmeyi hakediyorlar işte bu yazımda kendi açımdan takip etmemenin büyük bir hata olacağı blogları sizlere paylaşma yoluna gideceğim.

Sadibey'in kısa tanıtımına şu yazımda bahsetmiştim fakat tekrar bir şeyler yazmak gerekirse Sinema severler için vazgeçilmeyecek tek blog.
Asıl konusu İnternet olmasına rağmen birbirinden güzel postlara ulaşacağınız bir blog.
Umut ve Çavlan adındaki muhteşem ikilinin film, dizi, oyun ve kitaplar üzerine birbirinden kaliteli yazılara yer verdikleri özgün bir blog.
İnternet, Teknoloji ve daha birçok şey'e ulaşabileceğiniz bir Pilli yapımı blog.
Paranormal, doğaüstü konulara en ince ayrıntısına kadar bildeğinen ilginç bir blog.

" Frankenweenıe " ve " İn Memoriam "

Birbirinden güzel iki Kısa Film.Bir tarafta Tim Burton tarafından gençlik dönemlerinde yönetilen " Frankenweenıe " diğer tarafta ise Jerome Oudot , Valentin Gueu, Shirley PONS, Romain Maleyot dörtlüsü tarafından yönetilen ve Jury’s Special Price at Imagina 2007, Selected in the category “Best animation” at TICTFF 2008, Honorable mention for the visual effects at SIGGRAPH 2007, Best Composer at Sapporo Short Fest 2007, Public & Town Price at “Cinemascotte Tournus” 2007 ödüllerini kazanan bir Kısa Animasyon Filmi.
Uyanır uyanmaz aklıma gelen ilk şey: bu sabah iki kısa film izleyeceğim ve bloğumda kısa bir şekilde tanıtacağım olmuştu ve öyle de oldu. Bu filmleri iyi seçmeliydim Frankenweenıe'nin yönetmen koltuğunda Tim Burton yazdığını görmemle filmi açmam bir oldu zaten.İn Memoriam'a gelince sadece aldığı ödül sayısına bakaraktan bu filmi seçme yoluna gittim.

Frankenweenıe, Frankenstein ailesinden küçük ve sevimli bir çocuk olan Victor'un ölen köpeği Sparky'yi hayata döndürme çabalarını anlatıyor. Bu çabaları başarıyla sonuçlanan veledimizin badirelerini bu adresten izleyebilirsiniz.

İn Memoriam ise bir saat atölyesinde çalışan emektar görünümlü bir adamın anılarını canlandırmaya çalışan bir film.Müziklerin film'e ayrı bir hava kattığını düşünüyorum anlayacağınız izlerken duygulanmamak elde değil.Bu tarz kısa filmleri seviyorsanız bu adresten izleyebilirsiniz.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Sinema Yorumlarken

Yıllardır hem kendimin hem de etrafımdakilerin başlarının etini yerim film izlemek için.Her zaman da düşünürüm bir film neden izlenir, neden bu kadar üstüne düşülür diye ve her zaman da karar veririm film yorumlanmak, izlerken aklından geçenleri insanlara aktarmak ve onları bu şekilde o filme teşvik etmek amacıyla izlenmesi gerektiğini düşünürüm.
Evet filmi izledik ve film bitti, tabi ki de amacımız o filmi yorumlamak işte burda yapılmasına gerek duyduğum şeyleri paylaşayım bakalım.
- Film başlamadan ne duygular içerisinde olunduğu ve filmden ne beklendiği.
- Karakterlerin her türlü betimlemeleri
- Filmin kısa konusu ( gerçi uzun da olabilir okuyan sayısına bağlı olarak değişebilecek bir durum )
- Beğenilen ve beğenilmeyen her türlü ayrıntı anlatılır.
- Tavsiye.

22 Haziran 2010 Salı

SadiBey'e Taşekkürler...

Blog Tanıtımlarına başlama zamanımın geldiğini düşünüyordum ve sonunda kararımı verdim.Evet blog tanıtımı yaparak hem blogcu arkadaşlarımızı bilinçlendirmek ve daha çok blog tanıyarak onlara kolaylık sağlamam gerektiğine karar vedim.
Tanıtımını ilk yapacağım bloğun iyi seçilmesi gerektiğini düşünüyorum ve bu yüzden Sinema yönünden önemini en çok anladığım Sadibey.com'u tanıtmaya karar verdim.
Sadibey.Com'un sahibi Sadi Çilingiroğlu sitesini 2005 yılında hayata geçirdi ve ilk SİYAD üyesi ve sinema yazarı ünvanına sahip oldu.Antrakt sinema dergisinde sinemaların geçmişiyle ilgili yazılar yayınladı.Bu Hafta, Ekotimes, Metropol, Cosmolife ve Sole gibi dergilerde sinema sayfaları hazırladı.Sonsuz Kare dergisinde, Antalya Festivali Kitabı’nda yazıları yayınlandı.Anlayacağınız Sadi Çilingiroğlu benim Sinema hayatında örnek aldığım ender kişilerden bir tanesi ve aslında en önemlisi.
Sadibey.Com'un içeriğinden biraz bahsetmek istiyorum.
Sitede Festivallere, Belgesellere, kapsamlı Film Tanıtımlarına, Türkçe Afişlere, Kitap Tanıtımlarına ve daha birçok şey'e ayrıntısıyla ulaşabileceksiniz.
Eğer Sinema'ya dair birçok şey'i öğrenmek istiyorsanız incelemeniz gereken en önemli site Sadibey.Com'dur bunu unutmayınız.

Cehennem Melekleri / The Expendables

Bir film düşünün içerisinde sevdiğiniz tüm oyuncular var ve filmin türü en sevdiğiniz tür.Cehennem Silahları benim için böyle bir film işte.Normalde adetim değildir bir filmi başlamadan yazmam ama bu filmin benim için öyle bir önemi oldu ki işte şimdi böyle bir filmi yazmalıyım dedim kendi kendime.
Filmin Yönetmenliğini Sylvester Stallone, oyunculuklarını ise Sylvester Stallone, Jason Statham, Jet Lii, Dolph Lundgren, Bruce Willis ve Arnold Schwarzenegger yapıyor.Üstüne Jackie Chan falan da olsa harika olurmuş demeden geçemiyorum yani.
Jason Statham'ın olması beni bu filme iten etkenlerden en büyüğü.Taşıyıcı filminde ilk olarak izlediğim ve sonrasında tüm filmlerini izleyerek kendisini avcumun içi gibi bildiğim bir oyuncu olarak onu bu filmin kadrosunda görmek beni heyecanlandırdı.
Film 13 Ağustos 2010 tarihinde gösterime girecek meraklılarına duyurulur.

21 Haziran 2010 Pazartesi

Frozen

Yönetmen : Adam Green
Oyuncular : Emma Bell, Kevin Zegers, Shawn Ashmore
Ülke : Amerika
Dil : İngilizce
Tür : Korku / Gerilim
Süre : 94 Dakika

Madde Madde Konu



  • Biri kız diğer ikisi oğlan olmak üzere üç arkadaşın kaymak için gittikleri tatil merkezinde telesiyeji üzerinde mahsur kalmalarını konu alıyor film.
  • Oğlanlarımızdan biri sevgili kızımıza aşık gibi davranırken diğeri ise sürekli bu kızımıza laf sokmakla meşgul olan bir tip.Kızımız ise şirin mi şirin, güzel mi güzel bir hanımefendi.

  • Olaylar şöyle gelişmekte: Bu üç gencimiz gece gece bir çılgınlık yapıp Telesiyeji'ye çıkıp kaymaya karar veriyorlar ve bir şekilde görevliyi kandırıp biniyorlar Telesiyeji'ye.Türk filmlerinde olmayacak bir gariplikte görevlimizin tuvaleti geliyor ve yerine başka bir görevliyi çağırmayı akıl ediyor, yerine gelene " telesiyeji'de üç tane Snowboard'cı var geldiklerinde durdurursun " diyor ve gıcıklık bu ya bu sefer başka bir üç'lü grup kayarak gelince görevlimiz ahanda geldiler diyerek makineyi durduruyor.
  • Telesiyeji'de mahsur kalan gençlerimizin üzerlerinde ne bir telefon, ne bir cihaz hiçbir şey yok tamamen mahsur durumdalar üstüne üstlük bir de telesiyeji'nin açılmasına beş günden fazla zaman var.
  • Bulundukları bölgenin kurtlarla dolu olması tam bir tehlike.
Kötü Yanları
Oyunculukları pek beğendiğim söylenemez, duyguları iyi yansıtabildiklerini düşünmüyorum mesela oğlanımızın kendini telesiyeji'den attığı sahnede iki bacağı korkunç bir biçimde kırılmasına rağmen verdiği o tekpi sanki bir ayağın incindiği zaman herkesin vereceği türden bir tepkiydi, koskoca merkezi kurtların basması bana hiç mantıklı gelmedi böyle doğal alanların yabani hayvanlardan korunması gerektiğini düşünmeden edemedim.

Film İzlenebilir mi?
Evet izlenebilir. Özellikle bu tarz gerilim filmlerinden yani mahsur kalma gibi olayları konu alan filmlerden hoşlanıyorsanız izlemenizde yarar vardır diye düşünüyorum.

20 Haziran 2010 Pazar

Blogculara Öneriler

Yeni bir blog yazarı olarak sizlere öneride bulunmam ne kadar doğru olacaktır eminim bunu sizlerde düşünüyorsunuzdur.Amacım kesinlikle bilgi taslamak olmadan tıpkı bir arkadaşım beni " mim " lemiş gibi sizlere bu konu hakkında düşüncelerimi yazarak sizlerinde bir nebze olsun bu konu hakkında kafa yormanızı sağlamaya çalışmanız ve yeni blogcu arkadaşlarımızın işlerini kolaylaştırmasını sağlamak adına yardımcı olmayı diliyorum.
 = > Eğer bir blog sahibi olmayı düşünüyorsanız kesinlikle ilgi alanlarınıza göre bu bloğu belirleyin bunu yapmanız hem size bir kolaylık sağlayacak hem de sizle aynı ilgi alanına sahip kişilerin bloğunuzu takip etmesinin kolaylaştıracaktır.
= > Blog isminizi bloğunuzun konusuna göre belirlemenizde fayda var.Mesela Balıkçılıkla ilgili bir bloğun ismi " anı yaşa " olamaz, olmamalıdır.
= > Kesinlikle imla kurallarına dikkat etmeniz gerektiğini düşünüyorum.Bir çok blogda argo kelimeler gözünüze çarpmış olacaktır ve buna rağmen bu blogların çoğunun neden bu kadar takip edildiğini düşünüyorsanız inanın imla kurallarına dikkat etmeleri bunu kolaylaştıran etmenlerden bir tanesi.
= > Sizle aynı konuya değinen blogları takip edin ve onlarla irtibata geçin.
= > Bu bloglarda beğendiğiniz yazılara yorum yazmayı unutmayın.Yorum yazdığınız zaman site adınızı girmeyi kesinlikle unutmayın.
= > Blog görünümünüzü özenle oluşturun.
= > Bloğunuzda " Etiket " sistemini kullanmayı unutmayın.
= > Bloğunuzu sürekli güncelleyin.1 yıl önceki yazılarınızı dahi kontrol edin çünkü verdiğiniz bir link silinmiş olabilir.
= > Arama Motorlarına kayıt olmayı unutmayın.
= > En önemlisi : Mümkün olduğunca yorumları yanıtlayın.
Evet arkadaşlar bunlar ufak gibi görünen büyük ayrıntılardır lütfen bunlara dikkat edin.Ettiğiniz taktirde bekldiğiniz saygıyı ve ilgiyi görebilirsiniz.

Sanatçı Kişilik'ten Hoşgeldiniz Mesajı

Bloğuma hoşgeldiniz sevgili Sanat Severler.Bloğum yayın hayatına başlamış bulunmaktadır umarım beklentileri karşılayabilirim.
İyi vakit geçirmeniz dileğiyle...